ahtapotunbahcesi:

Hükümetle olan ilişkimiz, biraz Kafka’nın Dava romanına benzemiyor mu? Neden cezalandırılırdığımızı bilmiyoruz, söz hakkımız yok, ve onların aleyhine konuşursak cezamızın daha kötü olacağını biliyoruz. Sabahları içten içe bir umut beslesek de, akşam yattığımızda yine anlıyoruz ki kazanmanın yolu yok, inanmasak da sonun aslında mutlu olmadığını kitabın başından beri her birimiz biliyoruz.

(via ahtapotunbahcesi)

(via myglassesarefoggy)

Çünkü ölümsüz gibiyim yalnızlığımda,
çünkü yalnızlığımda öyle güzelim.
Turgut Uyar

(via icguveysindeniclice)

Ojemin kurumasını beklerken yaktığım sigara gibisin. Öylesine .

Erken biter bazı günler. Sebepsiz. Öylesine. Hiçbir şey yaşamadan. Herşeyi ertesi güne bırakır gibi. Akşam içilen bir bira, ard arda içilen sigaralar.. Ne için bütün bunlar, bütün bu çalışmalar? Daha iyi yaşayabilmek için. Daha iyi yaşamak nedir ki? Bizim olduğumuz durumumuzdan memnun olamama sebebimiz nedir? Mutlu olmak için yüzlerce sebebimiz varken, bir sebepten mutsuz olmaya bağlanmak niyedir? Sadece kendimizi olduğumuz gibi kabul edip yaşamaya bakmak gerek. Bugünü yaşamak gerek. Günleri erken bitirmemek gerek. Yarın diye bişey yok ki.

burayakadarsa:

Çin’de ortaya çıkan “canlı anahtarlık” modası, canlılara yapılan eziyetin uç noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Hayvanlar, iki ay yaşayabilecekleri kadar sıvı besin içeren plastik muhafazalar içinde piyasaya sürülürken, hayvan hakları kuruluşları ve hayvan severler bu eziyetin sona erdirilmesi için yetkilileri derhal göreve çağırıyorlar. buna duruma sessiz kalmayalım lütfen https://secure.avaaz.org/en/petition/Petition_contre_les_amulettes_danimaux_vivants_en_Chine/?aoQqMfb adresine tıklayalarak bu vahşetin son bulması için imza kampanyasına katılabilirsiniz bu işlem en fazla 1 dakikanızı alır unutmayalım
BU DÜNYA SADECE İNSANLAR İÇİN DEĞİL !!

burayakadarsa:

Çin’de ortaya çıkan “canlı anahtarlık” modası, canlılara yapılan eziyetin uç noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Hayvanlar, iki ay yaşayabilecekleri kadar sıvı besin içeren plastik muhafazalar içinde piyasaya sürülürken, hayvan hakları kuruluşları ve hayvan severler bu eziyetin sona erdirilmesi için yetkilileri derhal göreve çağırıyorlar. buna duruma sessiz kalmayalım lütfen https://secure.avaaz.org/en/petition/Petition_contre_les_amulettes_danimaux_vivants_en_Chine/?aoQqMfb adresine tıklayalarak bu vahşetin son bulması için imza kampanyasına katılabilirsiniz bu işlem en fazla 1 dakikanızı alır unutmayalım

BU DÜNYA SADECE İNSANLAR İÇİN DEĞİL !!

(via yuzyilinyalnizi, source: burayakadarsa)

tüketmemize gerek yok sevgilim

milyon kez söylenmiş kelimeleri

gel sarılalım yalnızca

yaralarımız kapansın

9
yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond’u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım’ın gözleriyle pırıl pırıl moskova’yı


ölmek ne garip şey anne

Nevzat Çelik, Şafak Türküsü

Devletin menşei (kaynağı) aydınlanma düşüncesinde ve o dönemi izleyen her çeşitlemede, farazi bir açıklamaya dayalıdır. Özellikle keşifler ve Rönesans dönemini izleyen devir düşüncesinde ilkel toplumlardaki bireylerin “bon sauvage=iyi vahşi” olduğu tezine dayanılmaktadır. Bu iyi ve saf insan, yahut evrimci görüş sahiplerine göre evrimimizin başlangıç noktasındaki insan, toplumda devletin doğuşu için temel hareket noktasını teşkil eder.

İyi vahşi’nin saf durgun düzenini, bir toprak parçasını çitle çeviren ilk insan bozdu. (Bu izahın ilhamı iyi vahşi’lerin arasındaki kötü adamın ferasetinden çok, Britanya adalarındaki XVIII. yüzyılın aç gözlü lordlarının arazi çitleme faaliyeti olmalıdır) Böylelikle mülkiyet ve mülkiyet kavgası başlamıştı. Dolayısıyla devlet aslında bu mülkiyet bilmez iyi insanların mülkiyetin yaratılmasıyla birbirine düşmesi teorisine dayanıyor ve devlet bu anarşiyi önlemek için kontratla kurulan bir birliktir.

Doğu Batı dergisi. Sayı:1 Devlet

Merdivenler ve Özgürlük İsteği

Bir şeyleri iyi sentezlemek gerek diye düşünüyorum. Birisi bir şey diyor diye peşinden hurraaaa koşup onunla veya onun için bir şeyler yapmaya çalışan, temelinde ne istediğini sorgulamayan, bir şeylerin söyleniş şeklinin kendisine yanlış gelmeyişinden “doğru bu” diyerek hareket eden insanlar topluluğuna dönüştük. Bu açıdan merdiven boyayan insanlardan kendimi ayırdım. Başta çok hoş yapılmış bir merdivenin bazı insanlarca tekrar griye boyanmasına şaşırdım. Ancak bir şeyleri isteyen ve buna karşı olan kesim her zaman olacaktır. Beyoğlu merdivenlerini ilk boyayan Hüseyin Çetinel bunda siyasi bir amacının olmadığını söylemişti. Merdivenlerin tekrar griye boyanmasıyla bir kesim insanlar bunu hemen siyasileştirdi. “Şurda şu saatte merdiven boyama eylemi, şurda şu saatte geziciler toplanın” a dönüştü olay. Belki de başka bir kesim tarafından da istenen buydu. Yapılan işlere bir sözüm yok, hepsi çok güzeller. Fakat düne kadar kimsenin aklına yaşadığı semtin merdivenlerini renklendirmek gelmiyordu. Şimdiyse bunu siyasi bir amaç üzerinden yapmak ne kadar mantıklı? İstenen; özgürlük, akp hükümetinin istifa etmesi. Peki ya akp hükümetinin yerinde başka bir hükümet olsa bunlar yaşanmayacak mı? Yine bir takım istekler ve karşıt görüşler olmayacak mı? Chp, mhp ya da diğer herhangi partiler de kendi isteklerini ve kendi doğrularını bu ülkede yaşatmaya çalışmayacaklar mı? Akp hükümetinin istifa etmesiyle hiçbir şeyin çözüme kavuşmayacağı düşüncesindeyim. Öyleyse istenen özgürlük nedir? Ya da istenen özgürlüğe nasıl kavuşulur? Bu konular üzerinde düşünmek gerek.